Karımla Çapkınlıklarımız (1)

Karımla Çapkınlıklarımız (1)
Pelin’in bu kadar ileri gidebileceğini hiç tahmin etmiyordum. Onun böyle olması beni de yoldan çıkarmıştı artık iyice ve bir gün başımız belaya girecek gibi görünüyordu.

GİRİŞ

Erzurum’un ileri gelen ailelerinden birinin ferdiyim ben. Adım Burak. Aşiret falan değiliz ama 6 amcam 3 halam ve onların her birinin de en az 5 çocuğu olduğunu düşünürsek ufak bir sülale de sayılmayız. Dedelerden biri Osmanlı zamanında Erzurumun paşa valisi, bir diğeri kadısı imiş. Bilmem kaç yüzyıldır orada bulunuyoruz yani ve ailemiz de bu durumu kara geçirmeyi çok iyi bilmiş zamanında. Şu an aile reisi ve şirketlerin sahibi büyük amcam. Yani İstanbul’da, Ankara’da, Antalya’da oteller, Bursa’da fabrika, hayvan çiftlikleri, taksiler gibi büyük bir serveti o yönetiyordu. Ailemiz yobaz bir yapıya sahip değilse de törelere oldukça bağlıdır. Ve diğer aile fertleri arasında da büyük bir çekişme vardır. Neredeyse herkes alfa olduğunu ispatlamak ve aile yönetiminde biraz daha söz sahibi olmak ister. Dedikodular, çekişmeler hiç bitmez. Evlilikler de genelde aile içinde olur. Aile içi derken zaten teyzeler, halalar, amcalar o kadar bol ki kimin ne olduğu karışmış biraz. Beşik kertmesi de yaygındır bizde. Çocuklar biraz büyüdü mü aile büyükleri birbirine yakıştırır ve sonra da kimseye söz düşmez.. Eğitim seviyesi de yüksektir. Bu çağda ise bütün kuzenler Erzurum’dan kurtulup İstanbul, İzmir ve hatta mümkünse yurtdışına kapağı atmak istediği için şirket işlerinde başarılı olmak ister. Bunun yolu da diğerlerini ezmektir. Gene de kollarız ama birbirimizi başkalarına karşı.

Benim şansıma ise lise 2 ye giderken Pelin düştü. Eniştelerden birinin yeğeniydi. Enişte de babamın kuzenlerinden biri sanırım. Bir bayram günü hepimiz otelde toplanmışken önce büyük anneler sonra beybabalar kararı vermiş bile. Onun ailesi pek yanaşmıyordu gerçi. İstanbul’a yerleşmek üzereydiler o aralar ve aileye çok da bağlı değillerdi. Kısmetse gibi sözlerle geçiştirildi. Ben lise sona geldiğimde o da aynı kolejde sekizinci sınıftı. Ben o yıllarda kızlara en ufak ilgi göstermiyordum. Pısırıktım da iyice aslında. Bazı duygularım vardı ve çok aşırı baskı altında olduğum için kendime bile açıklayamıyordum bunları. Pelin’in ise hiç ama hiç umurunda değildim. O tam tersine inanılmaz neşeli, o yaşta bile kolejde dikkati çeken bir kızdı. Bazen konuşurduk ve aslında çok da iyi anlaşıyorduk. Ailenin diğer fertlerinden çok ayrı bir kafada olduğumu söylüyor ve hiç ciddiye almadan varayım mı sana deyip dalga geçiyordu sürekli. Arkadaştık işte. O yaşta ne kadar ciddiye alabilirdik ki. Onunla yarı sözlü sayılırdık ama arkadaşlarımın onun hakkında yorumlarını da dinliyordum hergün. Pelin’ini götünden sikmeli, ağzına versem fena yalar, kesin 2 seneye siktirir bu kendini gibi yorumları dinlerken rahatsız oluyordum ama kimseyi de uyaramayacak kadar pısırıktım. Bu konuşmaların hoşuma gittiğini ise kendime bile itiraf edemiyordum. Çok ender sertleşen pipim bile o zaman hemen sertleşiyor ve bana gerçeği söylüyordu aslında.

Baharla beraber hormanlar da iyice coşmuşken Pelin de Cavitle çıkmaya başladı. Cavit benden 1 yaş küçüktü ama benden daha da iriydi. Tam bir serseriydi. İçki, sigara içerdi. Hatta esrar, hap falan bile kullandığını tahmin ediyordum. Birşey desem belki dayaktan öldürürdü beni. Ama ailemi de bildiği için büyük ihtimalle birşey yapamaz ve Pelini bırakmak zorunda kalırdı. Abilerime tek lafım yeterdi. Ne mi yaptım ? Hiçbirşey. Sadece uzaktan izliyordum müstakbel karımı. Bazen öpüşüyorlardı ve Cavitin onu arada kıstırdığını, her yerini ellediğini de çok iyi biliyordum. Bir gün şehirin biraz dışındaki bir parkta sessiz bir köşede oturmuş roman okurken onları gördüm. Sarmaş dolaştılar. Hemen kalktım bulunduğum banktan ve çalılıkların arkasına yürüdüm. Birkaç dakika sonra onlar da oraya geldiler. Öpüşmeye başlamaları ile Cavitin Pelinin göğüslerini okşamaya başlaması aynı anda olmuştu. Her yerini mıncıklıyordu orospu çocuğu. Sesleri biraz geliyordu. En azından Cavitin ki. Benim mıy mıy ince sesime karşılık onun sesi o yaşta bile daha erkekçe çıkıyordu. “ hadi amaa bak iddiayı kaybettin, sözünde dur artık. Ta buralara kadar getirdim seni, yap şunu “ falan diyordu. Pelin kıkırdıyordu. Elini Cavitin kucağına koydu bir ara. Sonra Cavitten takdir ve zevk dolu bir ses geldi. Pelinin başı ise onun kucağına eğildi aynı anda. Taş kesilmiştim o anda. İnanılmaz terliyordum. Pelin hemen 4-5 metre önümde ağzına almıştı. Başı inip kalkıyordu Cavitin kucağında. Acayip sertleşmiştim. Üç dört dakika sonra Cavit iki eliyle başına bastırdı sözlümün. “ ohhh aşkımm harika bu yala hadi bebeğim “ diye inlemesini duyabiliyordum bulunduğum yerden. Debeleniyordu Pelin kucağında. O an fırlayıp Pelini kurtarmayı düşündüm. Ama gidemedim. Zaten çok kısa bir süre sonra Cavit bir hayvan gibi bağırdı ve Pelin de başını kaldırdığında gülümsüyordu. Dudaklarından akan ve uzaktan bile parlayan dölleri görünce o an ben de boşaldım. Dokunmam yetmişti bunun için. Her zamanki gibi bir iki damla değildi hem de. Bayaa batmıştı önüm. Pelin ağzını sildi ve sonra kalkıp gittiler.

İleriki günlerde bu anı çok düşündüm. Her düşündüğümde de sertleşiyordum ama fazla uzun sürmüyordu sertleşmem. Bir süre sonra kalçalarımı okşamanın zevkli olduğunu anladım. Parmağımı kremleyip deliğimle oynadığım gün ise üniversite sınavlarının iki gün öncesiydi. Kıvranmıştım zevkten. Baskı altındaydım çok. Annem, babam ve hatta kardeşlerim bile benim ailede iyi bir yere gelmemi istiyorlardı. Okulum çok iyiydi. Ama bende bu konuda en ufak bir hırs yoktu. Otoritem sıfırdı zaten. Bizde 1 yaş büyük kuzenlere bile abi denirken benden 2 yaş küçükler abi demeyi bırakın küfürlü bile konuşuyorlardı. Parmağım deliğime girdiğinde ise o an ki rahatlamam sırf cinsel yönden değildi. Anlamıştım artık bazı şeyleri. Pek takmıyordum da bu duruma.

İstanbul’a gittim üniversite için. Tabii ki orada okuyan başka kuzenlerin evine yerleştim. Bu büyük kuraldı ailede. Kırmızı çizgiydi resmen. Gittiğimiz şehirlerde, hatta ülkelerde bile ailenin oteline gidilir, otel yoksa aileden birinin yanında kalınır. Aksi ise çok ayıplanır, dışlanılır ve dolayısıyla da pastadan pay azalırdı hemen. Benden 1-2 yaş büyük kuzenler maddi durumun da avantajıyla kızlarla gününü gün ediyordu. Benim pısırık, çekingen durmam karşısında ise önce eğlenmişlerdi bol bol. Ama sonra elimden tutup çok kaliteli bir eskorta eti senin kemiği bizim diye gülerek teslim etmişlerdi. Yapamadım. Olmadı hiç. Çok uğraştı kız ama sertleşemedim bile. Ondan sonra bir başkasıyla denedim sonra bir başkası oldu. İnat ediyordum aslında kendimle. Ama olmayacağını da biliyordum. Onlar ise hiçbirşey bilmiyordu. Tabii harçlığımın çok önemli bir kısmını da sus payı olarak kadınlara veriyordum. En son gittiğim kız ise durumu anlamış gibi gülerek deliğimi yalamıştı bol bol. İnce uzun parmağı girdiğinde ise sertleşmiş ve hatta 12-13 cm lik pipimi sokmayı bile başarmıştım sonrasında. 3 dk falan sürdü ve zar zor boşalabildim. Hemen yumuşamıştı sonrasında. O kızın benimle konuşması, siktir et boşver keyfine bak, canın ne istiyorsa onu yap ya falan demesi ise uyandırmıştı beni artık. Aynı evde kalsak bile çok takip demezlerdi beni koca İstanbul’da. İnternette takılmaya başladım. Geldikten 3 sene sonra bir erkekle seviştim. Anal yapmadım ama ağzıma alıp boşalttım onu. Çok büyük olmayan sikini hayranlıkla sevip okşarken, öpüp yalarken boşalmıştı zaten.

Sonra biriyle daha oldum ve bu sefer yaptım. Yapmayacaktım belki ama internetten tanıştığım 29 yaşındaki adam beni ikna etmişti. Yatağın kenarında heyecan içinde yanyana otururken ağzıma vermişti. Oynamama, öpüp okşamama izin vermemiş, başımdan bastıra bastıra ağzımı sikip döllerini yutturmuştu. O ne derse onu yapmam lazımdı o an. Sonra temizlenmemi isterken de yatağa domalmamı söylerken de pek kibar değildi. Sevişirken onun hakimiyetinde olduğumu hissettirmişti bana. Ben sadece yavaş olmasını rica edebilmiştim o kadar. Deliğimi üç beş dakika parmaklayıp alıştırdıktan sonra kökleye kökleye sikmişti beni. İlk soktuğunda acı içinde inlerken hemen boşaldım. Beni kız arkadaşımla sandıkları o gün boyunca evire çevire sikti beni. İlk defa elimi hiç değdirmeden defalarca hatta ondan bile fazla boşaldım. Üniversite bittiğinde ise Polonyaya gittim 1 seneliğine. Aile şirketinde pozisyonum eğitimime göre belli olmuştu ve aile bunu uygun görmüştü. Orada kimse yoktu. Sadece uzak bir akraba göz kulak olsun diye tembihlenmişti o kadar. Ama onun da hiç umurunda değildim. 1 senede 5 kişiyle oldum. Sonrasını pek düşünmüyor, zevkime bakıyordum sadece. Seçtiğim erkekler ise hep güçlü, otoriter kişilikliydi. Gece boyunca 3-4 defa boşalıyorlardı içime. Pekçok şeyi de öğretmişlerdi bana. Son defa olarak da bir kadınla denedim ama gene olmadı.

Döndükten sonra askerlik hemen bitti. Şirkette işe başladım hemen akabinde. 2 sene kadar sonra Pelinin de okulu da bitmişken haber gönderildi. Ailesi pek istemiyor gibiydi, Pelinin de istediğini sanmıyorum aslında ama 1 yazlık ve 1 Mercedes aileyi, hediye edilen kilolarca altın ise Pelin’i ikna etmişti kolayca. Hoşlanırdı zaten benden ve ummadığım kadar kolay bir şekilde sözlendik. 1 sene sürmedi nişan. 3 apartmandan oluşan aile sitesinde bir daire, bir araba ve bankada da yüklü bir para verildi. Pelin beni hemen kontrolüne almıştı. Çok neşeli, cıvıl cıvıl bir kızdı. Görmeyeli ise inanılmaz güzelleşmişti. Benim bile ilgimi çeken dolgun kalçaları, tişörtünden belli olan iri memeleri çok güzel görünüyordu gerçekten. İyi anlaşmıştık nişan süresince onunla. Tabii en ufak bir hareketim bile olmamıştı ama birkaç kez öpüşmüştük ve ben bile anlamıştım müstakbel eşimin ne kadar ateşli bir kadın olduğunu. Elini bir kaç kez önüme götürmüştü ama ben işi şakaya vurup geçiştirmiştim. Kaynanasını da kafalamıştı kolayca tatlı diliyle. Daire onun istediği gibi döşenmiş, onun istediği araba alınmış ve onun isteği üzerine Antalya’da yapılmıştı düğün. Bütün süreç boyunca ben sadece tamam, peki diyordum hep. Aile sitesinde pek oturmak istemiyordu ama o zaman da evi bizim para verip almamız lazımdı. Ve büyük ihtimalle o zaman işi de kendim bulmam gerekecekti. Arabayı da artık 5 -10 senede alırdık herhalde. Anlamıştı aile yapısını kısa sürede. Yalnız o benim gibi pısırık değildi. Aile içinde ki bol laf sokmalara karşı sessiz durmuyor, tokat gibi yapıştırıyordu cevabı çoğu zaman. Normal şeydi bu bizim ailede.

O bir senenin nasıl geçtiğini zaten ben pek anlamamıştım bile. Aklımda sadece ve sadece gerdek gecesi vardı. Rezil olacaktım biliyordum. Büyük ihtimal kız falan değildi ki zaten ben de erkek sayılmazdım herhalde. Ne yapacağımı bilemez bir haldeydim. Pelini mutsuz edecektim. Kimbilir ne hayaller kuruyordu ama hepsi yıkılacaktı. Bütün parayı alıp kaçmayı bile düşünüyordum ama 2 gün sürmezdi beni bulmaları. Afrikanın ormanlarında bile bizim akrabalardan veya tanıdıklardan biri vardı muhtelemen.

Düğün sanki 10 dakikada bitti. Odamıza çıktık sonra

Bir cevap yazın