BABANIN GÖREVİ 15

BABANIN GÖREVİ 15
“Ah… Anne…” nefesi derinden geliyordu, inlemesi o kadar içtendi ki… Bu kadar zevk alması beni deli ediyordu. Tadı çok güzeldi. Elleri, başımı iyice kavramışken başım bir ileri bir geri gidiyordu.
Birden ellerini başımdan çekti. Parmakları önce omzuma, ardından koltuk altlarıma dokundu. Beni kavrayıp yukarı çekmeye başladığı anda kendimi yukarı doğru dikeltmeye başladım. Ayağa kalktığımda gözlerime bakıp, saniyeler önce onu yaladığım dudaklarıma saldırdı. Deli gibi öpüşüyorduk. Elleri, her yerimi okşuyordu. Onu kendime iyice çekip öperken kendimden geçmiştim. İçimde bitmek bilmez bir yangın vardı sanki, bitmesini istemiyordum.
Ellerini iç çamaşırımda hissettiğimde gözlerine bakıp gülümsedim, lastiğin kenarından tutup bir anda çıkardı. Yere düştüğü anda ayaklarımla kenara fırlattım.
Ve artık yine karşı karşıyaydık. Tamamen çıplak, tamamen saf ve tamamen gerçek bir şekilde… Ona karşı koyamıyordum. Beni öperken deli oluyordum resmen.
“Anne…” dedi nefes nefese kalmış bir vaziyette; ” Sabredemiyorum… Bu benim ilk seferim.”
Gözlerine baktığımda o ışıltıyı gördüm, inanılmaz bir şeydi. Oğlum bakirdi… Onun bakirliğini ben alacaktım, annesi… Barkın’ın çok fazla kız arkadaşı olmuştu. Bu işleri de bildiğini hissettirmişti bana hep. Yine de bu beni çok şaşırtmıştı. Onun aşk hayatını biliyordum ama cinsel hayatında bu kadar kendini koruduğunu bilmiyordum. Çok şaşırmıştım açıkcası.
“Sen bakirsin Barkın!” diye haykırdım, şaşkınlığımı gizlememem gerek yoktu. “Barkın, bence… Yapmamalıyız…” sesim titreyerek gözlerine bakıyordum.
Parmağını dudaklarımın üzerine koyup beni susturdu. “Anne, ne düşündüğünü biliyorum.” dedi sakin bir ses tonuyla, nefesindeki hızı hala hissedebiliyordum. Heyecanını gizleyemiyordu. “Senin ilkim olmanı istiyorum anne. Benim için tek olmanı istiyorum, tıpkı diğer herşeyde olduğu gibi… Geriye dönüp baktığımda seni hatırlamak, bugünü hatırlamak istiyorum.”
İçim bir hafiflemişti sanki, daha önce hiçbir erkek bana böyle konuşmamış, bana böyle hissettirmemişti. Hayalimdeki ideal erkeği yaratmıştım. O benimdi, ben yapmıştım. Kendimle gurur duyuyordum.
Yorganı kenarından tutup bir anda çekti. Yatağın üzerinde sadece çarşaf vardı. Nazikçe beni yatağa itti. Yatağın merkezine doğru kendimi çektiğimde bana doğru geldi.
“Barkın… Bak gerçekten iyi düşün. Bunu annenle yapmak istiyo-”
Derken omuzlarımdan bastırıp beni yatağa sırt üstü düşürdü. Önce dudaklarımı öpmeye başladı. Deli gibi öpüyordu, kendimden geçiyordum. Elleri de tüm vücudumu okşuyordu. Daha sonra hafifçe çeneme, oradan da boynuma indiğinde artık yıldızları görmeme az kaldığını anlamıştım. Göğüslerime geldiğinde, göğüs uçlarımı hafifçe ısırdığında hafif bir çığlık attım. Daha da aşağı inerken kalçalarımı sıkıca kavrayan elleri bacaklarımı iyice açtı. Kasıklarıma geldiğinde dudaklarının sıcaklığını hissediyordum. Çok güzeldi, önce diliyle ıslattı dudaklarını, daha sonrasında da bacaklarımın arasında kayboldular.
“Ahhhhhh!!! Barkın!!!!”
Dilini hissetmek inanılmaz bir duyguydu. Kendimden geçerken bir anda durdu. Yukarı doğru tırmanıp yine dudaklarıma yapıştı. “Anne, seni seviyorum…”
“Barkın… Emin misin bir tanem?”
Bana cevap vermedi, bunun yerine göstermeyi tercih etti. Bacaklarımı elleriyle sıkıca kavradı ve iyice açtı.
“Barkın… Annen seni çok seviyor.” gözlerinin tam içine bakarken, ona ne kadar sevdiğimi hissettiriyor, gösteriyor ve söylüyordum. Onu gerçekten de çok seviyordum, tapıyordum. Daha iyi bir erkek yoktu, o benimdi. Ben yaratmıştım.
Oğlumun bakirliğini almak üzereydim.
Sanki yavaş çekimde oldu herşey. En ufak detayına kadar hissettim. Müthişti, kocamda bile böyle olmamıştı. Barkin önce erkekliğini, kadınlığımın girişine yerleştirdi. Tam olarak yerleştirince elleriyle bacaklarımı kavradı. Sonra bir anda uzun, yavaş ve emin bir şekilde tek hamlede içime sokmaya başladı. Kasıklarımız buluşana kadar da içimi parçalamayı bırakmadı.
“AAAAAHHHHHHHH!” feryat ederken kendimden geçiyordum. Hiç bu kadar dolu hissetmemiştim.
Bir başka sınır da ortadan kalkmıştı artık. Bir anne ve oğlu hiç olmayacak kadar yakınlaşmıştı. Hiç olmayacak, olamayacak kadar. Mucize gibiydi sanki…
“Anne, çok darsın.” diye fısıldadı kulağıma.
“Senin yüzünden…” dedim ikinarak. “Çok büyüksün.”
Yıllardır kadınlığımı hiç kullanmamıştım. Daralmış olmam mümkündü ama oğlumun erkekliği şu ana kadar gördüğüm hiçbir penise benzemiyordu. Porno filmlerinde gördüğüm zaman bunların tamamen yapay olduğunu zannederdim. Onu görenek kadar, gerçek olduğuna ihtimal vermemiştim. Kocamın yaralarından dolayı, yıllardır bu histen, bu zevkten mahrum kalmıştım. İnanamıyordum. Çok garipti gerçekten de. İnsan, yaşamadığı duyguları unutuyor gerçekten de. Ben de unutmuştum. Ama artık, oğlum sayesinde yeniden hissediyordum, hem de en dibine kadar yaşıyordum.
“Hadi yap Barkın! Anneni sik!” ben inlerken resmen ses yankı yapmıştı. Kendimden geçmiştim. Aci, zevk, rahatlama… Hepsi bir aradaydı.
Uslu bir çocuk gibi sözümü dinledi. Yavaşça içimden çıktı. Sadece başı kalacak kadar çıktığı anda birden kökledi. Deli gibi bağırıyor, çığlık atıyordum. Her evladın yapamacağı bir şeyi yapıyordu, annesini altında inletmek… Herkese nasip olmazdı bu. Sonra birden hepsini çıkarıp yavaşça sokup, hızlanmaya başladı.
Geçen gün bedenim uyanmıştı. Barkin işini çok iyi biliyordu. Hazırlamıştı beni, tam bu ana hazırlamıştı. İnanılmaz hassas hissediyordum. Her bir detayı, sonuna kadar hissetmenin, en ince ayrıntısına kadar yaşamanın tarif edilemez bir hissi vardı içimde. Patlamak üzere olan bir bomba patlamıştı sanki. Yaptığım tüm duvarları şu anda yıkıyordum. Birkaç gün önce, bunu yapacağımı görsem, gözlerime inanamazdım. Ama şimdi oluyordum, oğlumun altına yatmıştım. Onun oluyordum.
Bu kadar doluluk, bu kadar yoğun hisler… Sadece çocuk yapmakla ilgili değildi. Barkin haklıydı. Bedenimin buna ihtiyacı vardı. Bunu uzun bir süre reddetmiştim. Ama artık kabul ediyordum. Oğlum, beni deli ediyordu.
Kalçalarım kendi kendine titremeye başladı. Kalçalarımı hafifçe daha yukarı kaldırıp, oğlumun bedenime daha iyi nüfuz etmesini sağlıyordum.
“İşte bu! Anne!” diye haykırdı. Annesinin altında böyle inleyeceğini, böyle kendinden geçeceğini hayal bile edemezdi büyük bir ihtimalle. Ancak gerçekleşiyordu. O da bunu son anina kadar yaşıyordu. Tadını çıkarıyordu. Bu o kadar güzeldi ki, her ikimiz için de.
“İnanamıyorum! Çok güzel! Çok güzel! Devam et!” diye inledim.
Barkin da olanlara inanamıyordu, gözlerime baktı, sertçe beni inletirken sabit durmam zordu. Ancak yine de gözlerine kilitlenmeyi başarmıştım. “Anne! Seni sikiyorum!”
Ayaklarımı kaldırdım ve Barkın’ın etrafında doladım. Beline tamamen kendimi bastırdığım anda bacaklarımı kendime çektim. Artık en derinlerime kadar giriyordu. Parçalamıştı beni tamamen. O kadar dolu hissediyordum ki… Delirmek üzereydim, şakaklarımdan akmaya başlayan ter damlasi, ne kadar çok efor sarf ettiğimi hatırlatıyordu. Yine de yorulmuyordum, her seferinde daha da fazlasını istiyordum. Daha çok içime giriyor, daha da hızlanıyordu.
“Aghhhhhh! Geliyorum kocacim! geliyorum!!!!”
Bedenim büküldü ve titredi. İlk birkaç saniye kasıldıktan sonra hafifçe titremeye başladım. Kadınlığımın kasıldığını hissediyordum. Gözlerim kapanıyordu, bayılacağımı sandım. Kendimi çok zor tutuyordum. Belim hafifçe yukarı doğru büküldü. Nefes alışım kesilmiş, sadece inliyordum.
Sıra Barkın’daydı, annesini bu halde görmek, onu son noktaya getirmiş olmalıydı.
“Anne! Ahhhh! Anne!”
İnlerken, dudaklarından çıkan her sözcük beynime altın harflerle kazınıyordu.
Gözlerim hafifçe aralandı ve oğlumun yüzüne baktım. Zevkten dört köşe olmuştu. Her hücresinde bunu görebiliyordum. Terden parıldayan yüzü, adeta bir sanat eseri gibiydi. Her zaman yakışıklıydı, ama şimdi çok daha farklıydı.
Barkın’ın spermlerinin sıcaklığını hissediyordum. Yumurtama doğru ilerlediklerini bilmek ise… İçime tarifi zor bir gıdıklanma duygusu veriyordu. Çok güzeldi, hem de çok güzel…
Üzerime yığıldı. Zar zor nefes alıyorduk ikimiz de, nefeslerimiz yavaşladıkça zaman normale dönmeye başladı. Hafifçe üzerimden kalkıp yana yattığında, bacağımı kaldırdı ve bana baktı. “Gördün mü anne? Akıyor…” dedi.
Baktım ve ben de gördüm… O kadar çok boşalmıştı ki akıyordu. Dolmuş taşmıştı. Banyoya gitti. Elini yüzünü yıkarken bana seslendi; “Sence işe yarayacak mı anne?”
Ona bir sürprizim vardı, sessizce yataktan kalkarken “Göreceğiz…” dedim tahrik edici bir ses tonuyla.
“Nasıl yani?” dedi.
Cevap vermedim.
“Anne?”
Sonra musluğun kapandığını duydum. Havluyla elini yüzünü kurularken içeri geldi. Ve beni gördü. Annesini…
“İşe yaradı mı bilmiyorum, ama istersen şansımızı arttırabiliriz.”

Bir cevap yazın